AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 21 Kasim 2018 Çarsamba 19:53
MANŞETGÜNCELEKONOMİPOLİTİKAEĞİTİM SAĞLIKKÜLTÜR-SANATSPORBİLİM VE TEKNOLOJİMAGAZİN
ANTALYA AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK BURDUR AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI BURDUR KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA ISPARTA ISPARTA AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ FETHİYE SEYDİKEMER

ANTALYA HAVA DURUMU
ANKARA

T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
Alış : 5.3497
Satış : 5.3593
Alış : 4.7252
Satış : 4.7565
Alış : 3.0982
Satış : 3.1387



HÜSEYİN DENİZ
hdeniz33@hotmail.com
BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 1
16 Mart 2018 Cuma - Okunma Sayisi : 122

BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 1

        Geribakış (nostalji), “eski zamanlara dönüş” demektir. Bugünlerimiz dünün eseridir. Elbette düne çakılıp kalmak, bugünün tadına varmamıza engel olur. Yarına dair sağlıklı hesaplar ve planlar yapmamızı engelleyebilir. Ama biraz geribakış (nostalji) yapmanın da bir mahzuru yoktur.

        Şunu da belirtmeliyiz ki orta yaşları bitirip ileriye doğru yelken açmış kişilerde sık sık “Nerde o eski zamanlar” sözleri işitilir. Aslında “Eskiye rağbet olsa bir pazarına nur yağar” sözü doğrudur. Ama bu, “Eskilere hiç dönülmemeli, eskinin adı batsın!” anlamında değildir. İnsan zaman zaman eski güzel günlere kaçıp gençliğini, yaşadığı o tadına doyulmaz güzellikleri yad etmelidir.

        Biz bu yazılarda eski zamanlarda çift çubuk işlerinin nasıl yapıldığını, beşeri ilişkilerin nasıl olduğunu anlatmak istiyoruz.  Elbette her yerde koşullar farklıdır. Biz bu yazımızda Alakır çayının boynunda yapılan çiftçilikten ve ilişkilerden söz edeceğiz. Bu bir çeşit insan-insan, insan-hayvan ve insan- doğa ilişkisidir.

        “Eskiden ilk güz yağmurları ile ekin ekilirdi. Şimdiki gibi sulanan yerler çok değildi. O yüzden ekilen yerlerin çoğuna kuru mahsul ekilirdi. Arpa, buğday, burçak, mercimek. Baharda da çayın boynundaki sulanabilen yerlere mısır, susam, yerfıstığı gibi şeyler ekilirdi. 

        Çift sürmek için iki tane öküz gerekirdi. Öküz kısmı eskiden köylünün traktörüydü. Kağnıyı onlar çeker, çifti onlar sürerdi. Etinden yararlanılır, derisinden çarık yapılırdı. Gübresi tarlalara serilir, böylece tarladan iki üç kat fazla ürün alınırdı. Öküzler zayıf olur toprak iyi işlenmezse, çiftçi kısmı ektiği tohumu bile zor alırdı. Onun için öküzlere iyi bakmak lazımdı. Öküzleri iyi beslemek için köylüler yakaya yamaca burçak ekerlerdi. Öküzler burçağı yedikçe iyi bedene gelir, tavlanırdı. Burçak yiyen öküzün tüyleri yıldır yıldır eder, bedeni katılaşır, enerji ile dolup taşardı.

         Öküzle çift sürmek beceri isterdi. Önce kayıtları hazırlayacaksın. Akıllı çiftçi kışın işlerin az olduğu sıralarda sabanını, boyunduruğunu elden geçirirdi. Saban demiri yülenmiş yani ucu sivriltilmiş olacak. Sabanın kulakları, oku, boyunduruk ve öküzün boynuna geçirilen zevleler sağlam olacak. İlle de övendire olacak. Övendire olmadı mı öküzleri denetlemek mümkün olmaz.

        Karasaban geçmişte kaldı. Ama gene de onu tanımak gerek. Çünkü bir zamanlar köylünün ekmeği de, pilavı çorbası da onun ucundaydı. Sabanın sapından tutanın evinde buğday, arpa, mısır, susam, yulaf, çavdar, burçak, nohut ve de bunların samanı olurdu. Evde buğday varsa bulgur, un, yem, tarhana, bulamaç, kömbe, çorba.. Her şey, her şey vardı. Arpa,mısır, yulaf, çavdar varsa inek, keçi, koyun, tavuk… Bunlar varsa süt, yoğurt, yağ, peynir, yumurta olurdu. Bunlar olursa sağlık olur, neşe olur, umut olurdu. Yüzler güler, kışın soğuğu yazın sıcağı adama dokunmazdı. İşte karasaban eskiden böyle mucize bir aletti.

        Kıymetini bilene karasaban eskiden fabrikanın hasıydı ve de anasıydı. Çünkü saban işlemezse değirmenler dönmez, değirmenler dönmezse tencereler kaynamazdı. Atatürk’e “Köylü milletin efendisidir” dedirten de karasabanın ta kendisiydi.

        Karasaban iki parçadan oluşur: Saban kısmı ve boyunduruk kısmı. Saban kısmı, ökçe denen eğri bir ağacın ucuna geçirilmiş ok denen uzunca bir parçadan oluşur. Ökçenin iki yanında toprağın açılmasını sağlayan kulaklar olur. Tabii bir de sivri demir. Boyunduruk ise yan yana iki öküzü çifte koşmaya yarayan uzunca bir ağaç parçasından ibarettir. Öküzlerin boynunu iki tarafından tutan zevleler vardır. Zevle de sabanın öteki parçaları gibi meşe, çınar ya da pırnal gibi sağlam ağaçlardan yapılır. Boyunduruğun ortasında gene sağlam bir ağaçtan eğilerek yapılmış halka biçiminde, “eğef” vardır. Eğef, saban okunun, boyunduruğa bağlanmasını sağlar. Okun ucunda burguyla açılmış delikler vardır. Oku eğefe ucundan bağlarsanız saban derin gider. Gerideki deliklerden bağlarsanız açılan çizinin derinliği azalır (yu(f)kalır).  

SÜRECEK

Yazarın Son Yazıları
» GÖRMEZSEK OLMAZ 2
» GÖRMEZSEK OLMAZ 1
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 4
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 3
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ)2
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 1
» CANDAN CANANA
» BAYRAĞIMIZA GÜZELLEME
» İYİ YAZILAR
» BİR OZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
» BİR ŞEYLER YAPMAK
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 3
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 2
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI
» BOZLAKLARIN İZİNDE
» SERİKLİ ABDAL MEHMET NAZLI
» BİR GÜZEL İNSAN: EMRE DAYIOĞLU
» YAYLALAR... YAYLALARIMIZ...
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 4
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 3
 
DİĞER KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Avcı
Dört Mumun Hikayesi
İDRİS ÖZCAN
SON TAHLİLDE ELMALI
ZAKİR GÜRER
ÖTERSE İYİ DÜDÜK !
MUHAMMET TAŞAN
ŞEHİTLERİN HAYKIRIŞI
HÜSEYİN ALBAYRAK
HAYATİMİZDAKİ MUCİZELER
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com