AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 24 Mayis 2018 Persembe 07:17
MANŞETGÜNCELEKONOMİPOLİTİKAEĞİTİM SAĞLIKKÜLTÜR-SANATSPORBİLİM VE TEKNOLOJİMAGAZİN
ANTALYA AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK BURDUR AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI BURDUR KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA ISPARTA ISPARTA AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ FETHİYE SEYDİKEMER

ANTALYA HAVA DURUMU
ANKARA

T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
Alış : 4.8464
Satış : 4.8551
Alış : 4.4002
Satış : 4.4293
Alış : 2.8890
Satış : 2.9268



HÜSEYİN DENİZ
hdeniz33@hotmail.com
BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 3
19 Eylül 2017 Salı - Okunma Sayisi : 233

BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 3

            İnsanoğlu acılara, ağlayarak ve “Vah! Tuh! Vay! Oy! Of!”gibi acı bildiren ünlemleri yüksek sesle söyleyerek katlanmanın yolunu bulmuştur. Bir de deyinmek… Acılarınızı birine döndüre döndüre anlatırsanız, yavaş yavaş hafiflediğini fark edersiniz. Merhum kayınvalidem ömrünün son zamanlarında pek yalnız kaldı. Elden obadan pek arayan soranı yoktu. Yanında bir “baş sallayan”ın olmamasından hep yakınmıştır. Buradaki “baş sallayan”dan kasıt, Refik Halit’in “Eskici” adlı öyküsündeki Arabistan’da Türkçe konuşan çocuğu dinleyen ve onu konuşturmak için bir yandan işini yaparken bir yandan da “Ha! Ya! Öyle mi!” diyen ayakkabı tamircisi gibi biridir.  Bir yeriniz acıdığı zaman “Anam! Anacığım! Of! Iııh!” gibi ünlemleri yüksek sesle söyleyin. İçinizdeki acıların yavaş yavaş hafiflediğini fark edersiniz. Merhum Memduh Şevket Esendal da “Hasta” adlı öyküsünde bu ünlemleri bol bol ve güzel güzel kullanır. Bu ünlemler hastalığınıza en azından sıcak bir çorba kadar iyi gelecektir.


            Yosunlardan ayakların gaydı mı?
            Yavru şahin gibi boynun eğdi mi yar eğdi mi? 
            Sarı saçın mor menevşeye değdi mi? 
            İskarpinde bir incecik tozu var anam tozu var 

            Geyik avı pek belalı bir iştir. Bu geyik denen hayvan sarp kayalarda yayılır, dinlenir. Bu yüzden Anamur’da geyiklerin gezebildiği insanların ve öteki hayvanların gezmesi çok zor olan kayalık yerlere “avlak” denir. Geyik avcıları belli yerleri bilir, oraları bekler. Avlaklarda çoğu yerler geçilmesi zor olan yerlerdir. Bazı yerlerde avcılar profesyonel dağcılara kök söktüren yerlere tırmanmak ya da çok belalı yerlerden inmek zorunda kalabilirler. Avcıların korkulu rüyası taşların gevşek olduğu, ufalanıverdiği yerlerdir. Sert zemin avcıyı korkutmaz. Özellikle de aldatıcı durumlar. Bazen kestirme gibi gelir, bir yere varırsın; dönsen dönemezsin, gitsen gidemezsin.  Velhasıl geyik avcılığı, insanın doğayla dişe diş bir savaşımıdır.

Baba, dağ ile söyleşirken, olayın nasıl olduğunu öğrenmek istiyor: “Yosunlardan ayakları kaydı da mı düştü? Yoksa geri dönmekten korktu da ileri giderken mi düştü?” Diye soruyor. Beni asıl alıp götüren dize ise bu kıtanın ikinci dizesidir: Yavru şahin gibi boynun eğdi mi? Ölü hayvanlar, özellikle de kuşlar pek zavallıdır. O yere göğe sığmayan, bir kanat vuruşuyla dağların zirvesine tırmanıveren hayvanlar gözlerini yumar, gagasını açar, boynunu büker. Bazılarının tüyleri ve telekleri harika bir ebemkuşağı gibidir. Bakanlar hayran kalır. Hele şahin… Hele şahin… Gökyüzünde kanat vururken ve çığlıklar atarken bütün avlarının ödünü koparan şahin, ölünce pek zavallı olur. Baba evladının cenazesini hayal edince içi kıyılıyor.  Sonra da sormaya devam ediyor: “Sarı saçı mor menevşeye değdi mi? İskarpinde bir incecik tozu var.”  Burada “iskarpin” sözcüğü pek yakışmamış. Çünkü iskarpin dağda geyik kovalamaya pek uygun bir ayakkabı değildir.  “Sarı saçının mor menevşeye değmesi” ise tam bir kara mizahtır.  Çünkü deyim yerindeyse çocuk uçurumdan uçunca kırılmadık kemiği kalmaz. Halbuki baba çocuğun “sarı saçının mor menevşeye dokunması”ndan bile rahatsız olacak kadar sevmektedir onu.

 

Be hey gara dağ gel insaf eyle 
Nerdeyse dağlar yavrum söyle 
İki elim koynumda da merhamet eyle vay eyle 
Çoğu gitti şu ömrümün azı var oy oy

Bu dörtlüğün ilk dizesinde baba “Behey garadağ!” diye kükremektedir. Bir çeşit meydan okuma ünlemidir bu ünlem öbeği. Ama ondan sonraki üç sözcükte tam bir teslim oluş, tam bir insaf ve merhamet dileyiş vardır. Yapılacak başka da bir şey yoktur. Dağ karşısında dimdik durmakta, o da dağın karşısında en aciz haliyle beklemektedir. Bir haber, bir habercik... Umudunu ayağa kaldıracak, içini sevinçle ve umutla dolduracak bir habercik beklemektedir.

            Sanatın özünde bu mücadele vardır. İnsanın insanla, toplumla ve doğayla yaptığı dişe diş mücadele. Denizle, toprakla, ırmakla ve dağlarla yaptığı mücadele. Sözgelimi Ernest Hemingway’ın filme de alınan “İhtiyar Adam ve Deniz” adlı romanında Kübalı bir balıkçının denizle olan savaşımı anlatılır. Aynı durum bizdeki Halikarnas Balıkçısı’nın öykü ve romanlarında da söz konusudur.

“İki elim koynumda merhamet eyle/Çoğu gitti şu ömrümün azı var.” Deyimlerin anlatımı güçlendiren bir yanı da budur: İki üç sözcükle bir tablo çizer ve bir durumu fotoğrafla ya da karikatürle anlatır gibi gözler önüne seriverir. Dilimizde çaresizliği en güzel anlatan deyim bence, “iki eli koynunda kalmak”tır. Tabii aynı dizede “Merhamet eyle!” sözleriyle anlam daha da güçlendirilmektedir. Bu son dörtlükte yakımcı çaresizlik içinde boğulduğunu bütün sözlerde anlatmaktadır. Bu dörtlükte “Vay! Anam! Behey!” Gibi ünlemlerin yanında sözlerde de duygu yoğunluğu en uç noktadadır.

            “Çoğu gitti şu ömrümün azı var” dizesi yakımcının acınacak bir halde olduğunun itirafıdır.

            Sonuçta ata, Everek dağıyla dertleşmekte, ondan yavrusunu geri vermesini istemektedir. İyi bir haber beklemektedir. Belki de ilk ve son isteği budur. Kim bilir belki de kendisi herkesten yardım dilenen bir kişi de değildir.

            SOMSÖZ: BU BOZLAK, ATALARIN YÜREK SIZISINI DEDEDEN TORUNA AKTARIYOR.

Yazarın Son Yazıları
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 4
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 3
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ)2
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 1
» CANDAN CANANA
» BAYRAĞIMIZA GÜZELLEME
» İYİ YAZILAR
» BİR OZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
» BİR ŞEYLER YAPMAK
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 3
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 2
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI
» BOZLAKLARIN İZİNDE
» SERİKLİ ABDAL MEHMET NAZLI
» BİR GÜZEL İNSAN: EMRE DAYIOĞLU
» YAYLALAR... YAYLALARIMIZ...
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 4
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 3
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 2
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 1
 
DİĞER KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Avcı
Dört Mumun Hikayesi
İDRİS ÖZCAN
SON TAHLİLDE ELMALI
ZAKİR GÜRER
ÖTERSE İYİ DÜDÜK !
MUHAMMET TAŞAN
ŞEHİTLERİN HAYKIRIŞI
HÜSEYİN ALBAYRAK
ŞANS KAPIYI NE ZAMAN ÇALAR‏
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com