AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 24 Mayis 2018 Persembe 07:21
MANŞETGÜNCELEKONOMİPOLİTİKAEĞİTİM SAĞLIKKÜLTÜR-SANATSPORBİLİM VE TEKNOLOJİMAGAZİN
ANTALYA AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK BURDUR AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI BURDUR KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA ISPARTA ISPARTA AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ FETHİYE SEYDİKEMER

ANTALYA HAVA DURUMU
ANKARA

T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
Alış : 4.8464
Satış : 4.8551
Alış : 4.4002
Satış : 4.4293
Alış : 2.8890
Satış : 2.9268



HÜSEYİN DENİZ
hdeniz33@hotmail.com
"SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 3
11 Ağustos 2017 Cuma - Okunma Sayisi : 241

“SARI YAYLAM” TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 3

            Yörük kısmı göçü ille de bir ardıç ağacının altına yıkar. Eğer ağaç yoksa çergesinin üstüne

ardıç dalları atar. Yel estikçe ardıç türül türül tüter. Sedir ağacıysa sakızının kokusu insanın aklını başından alır.

            Dağların bir başka güzel yanı ise insanın özgürlüğü dibine kadar yaşamasıdır. Kimsenin olmadığı o dağlarda kimse size “Öte git! Burası benim!” demez. Gözünüzün görebildiği her şey, size emanettir. Deniz nasıl göz alabildiğince mavi ise burası da göz alabildiğince yeşildir. 

            Buradaki “yurt” sözcüğüne de dikkat etmek lazım. Yurt sözcüğü bizde vatan sözcüğünün karşılığı olarak kullanılır. Ama tutucularımız, yurt sözcüğünün vatan gibi kutsal bir kavramı karşılamayacağını, sadece “barınılan yer” olarak kullanıldığını savunurlar. Siz onu bir de Yörük kısmına sorun. O, “Kondunuz yurt ettiniz, göçtünüz dert ettiniz” sözünden de anlaşılabileceği gibi “yurt”u eşiyle dostuyla mutluluk içinde yaşayabileceği bir mekan olarak düşünür. Velevki bu yurt bir ağaç ya da kaya dibinde kurulmuş bir alaçık olsun.

 

            “Nazlım göçmüş de yüreğime dert olur”

            Bizde çok işlenmiş bir sözcük de “naz”dır. “Naz” ama çocuk, ama büyük, sevilen ve sevildiğini fark eden kişinin işidir. Nazlı çocuksa ballar balı bir evlat, genç kızsa candan öte bir sevgili, orta yaşlıysa güzel bir dosttur. Ama atalar bu kavramı biraz kızlara yakıştırmış olmalı ki kız çocuklarına ad olarak koymuşlardır. Kim bilir türkü yakanın ya da söyleyenin sevdiği nasıl bir dudu dillidir. Ve o göçünce yüreğine nasıl bir acı çökmüştür.

            Burada geçen “nazlım” sözcüğünün darası o kadar ağırdır ki günümüzde eşe ya da sevgiliye söylenen hiçbir sözcük onunla boy ölçüşemez. “Yüreğine dert olmak” bir deyimdir. Deyimlerin ağırlığı da günlük yaşamda kullanılan sözcüklerden çok fazladır. Deyimler bazen anlamı yumuşatır bazen sertleştirir, bazen daraltıp bazen de olabildiğince genişletirler. Burada anlatıma bir ağırbaşlılık kazandırıyorlar. Bence Yörük ne “öldüm bittim” diyerek yanıp yakılıyor, ne de olayı hafife alıyor. Sevdiğinden ayrıldığı için yaşadığı duyguları eğip bükmeden, sulandırmadan gür sesiyle haykırıyor

           

            “Bu ayrılık senin ile dört olur”

            Bu dizeyi bir doldurma dize olarak sayanlar çıkabilir. Ama yorumcu yakımcının sözü en geniş anlamıyla söyleyeceğini düşünmek durumundadır. Satrançta ve tavlada rakibin en güçlü hamleyi yapacağı düşünülür. Aynı durum öteki oyunlarda da askerlik sanatında da söz konusudur. Bunun için biz de yakımcının neler demek istemiş olabileceğini açıklarken bazen anlamı zorlamalıyız. Bize göre yakımcı bu dizede “sevdiğinin yaylada kaldığını, kendisinin ondan ayrıldığını ve bu son ayrılığın katsayısının çok yüksek olduğunu” anlatmak ister.  

            “Alırım ahtımı da koymam yar sende”

            Bu dize dünyaya bir kez gelen insanoğlunun karşısındakine, topluma ve kadere meydan okumasıdır. Bizler sevilen karşısında meydan okumaya pek alışkın değiliz. Divan şiirinde şairin sevgili karşısında yalvarıp yakarmaktan, ah edip inlemekten başka bir silahı yoktur. Burada ise yakımcının herkese ve her şeye meydan okuyan yiğit sesini duyarız.

***

“Göçün bir ucu da Akyokuş’tan dolanır”

            Bizim yaylalarımıza gidiş ve dönüşler, iniş ve çıkış biçimindedir. Deniz seviyesinden bin, iki bin metreye bir anda tırmanırız. Ya da tersi. Bu yüzden bizim göçlerimiz düz bir zeminde, ucu bucağı görünmez ovalarda yapılan yatay bir yürüyüş değil, dikey bir yürüyüştür. Yollarımız kıvrıla kıvrıla çıkar; yaylalarımız ya derin bir vadiye, ya da torosların zirvelerinden denize doğru bakar. Yolun bir noktasına oturdunuz mu bir günlük kısmını görebilirsiniz.

            Bu dizede yakımcı (belki de farkına varmadan) bir göç tablosu çizmiş. Bir filmde saatlerce anlatılabilecek bir tablo bu. Toroslarda böyle o kadar çok Akyokuş vardır ki sayamazsınız. Artık bu tabloya göç seslerini ve zaman kavramını da hayal gücünüzle siz ekleyeceksiniz.

SÜRECEK

Yazarın Son Yazıları
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 4
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 3
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ)2
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 1
» CANDAN CANANA
» BAYRAĞIMIZA GÜZELLEME
» İYİ YAZILAR
» BİR OZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
» BİR ŞEYLER YAPMAK
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 3
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 2
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI
» BOZLAKLARIN İZİNDE
» SERİKLİ ABDAL MEHMET NAZLI
» BİR GÜZEL İNSAN: EMRE DAYIOĞLU
» YAYLALAR... YAYLALARIMIZ...
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 4
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 3
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 2
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 1
 
DİĞER KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Avcı
Dört Mumun Hikayesi
İDRİS ÖZCAN
SON TAHLİLDE ELMALI
ZAKİR GÜRER
ÖTERSE İYİ DÜDÜK !
MUHAMMET TAŞAN
ŞEHİTLERİN HAYKIRIŞI
HÜSEYİN ALBAYRAK
ŞANS KAPIYI NE ZAMAN ÇALAR‏
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com