AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 24 Mayis 2018 Persembe 07:14
MANŞETGÜNCELEKONOMİPOLİTİKAEĞİTİM SAĞLIKKÜLTÜR-SANATSPORBİLİM VE TEKNOLOJİMAGAZİN
ANTALYA AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK BURDUR AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI BURDUR KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA ISPARTA ISPARTA AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ FETHİYE SEYDİKEMER

ANTALYA HAVA DURUMU
ANKARA

T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
Alış : 4.8464
Satış : 4.8551
Alış : 4.4002
Satış : 4.4293
Alış : 2.8890
Satış : 2.9268



HÜSEYİN DENİZ
hdeniz33@hotmail.com
TÜRKÜLERİN İZİNDE 2
02 Haziran 2017 Cuma - Okunma Sayisi : 333
AŞAMADIM HACI HASAN BELİNİ 2

Bu türküde sözler “Kalkan ile Kapıtaş’ın Arası” adlı türküde olduğu kadar güçlü değildir. Dolayısıyla açılıp açıklanacak şeyler de çok değildir. Türkünün ezgisi tam anlamıyla bir ağıttır. Ayrıca nakarat kısmında söylenen “A gelin, gıymatlı gelin” sözleri bütün türkünün belkemiğini oluşturmaktadır. Anadilimizdeki söyleyiş ve ses ayırtıları (nüans) o kadar önemlidir ki sadece anadili Türkçe olanlar bu ayırtıların farkına varabilir.

               “A gelin!” sözü genel kullanımdaki “Ay gelin!” sözünün yöremizdeki söylenişidir. Bir ünlem öbeğidir. Ünlem öbeklerinin dildeki işlevi, sesini ya da çığlığını karşısındakine bildirmektir. Burada da genç yaşta aşkı uğruna yağlı kurşuna kurban giden genç, sevdiğine seslenmektedir. Sevdiğine “A gelin! Ellerinden tutamadım, alıp seni gaçamadım, koynuma alıp yatamadım” demektedir. Bu sözler gencin hiçbir muradına eremediğini anlatmaktadır ve türkünün havasına (atmosfer) uygundur.

               Bu metinde sevilenin tasviri yoktur. Halk şiirinde bolca rastlanan uzun saçlı, eli kınalı, uzun boylu, ceylan sekişli gibi kısa tasvirler bile yoktur.  Halk edebiyatı ürünlerinde ayrıntılı tasvir pek yapılmaz. “Ay parçası, bir içim su, dünya güzeli, güneşe “Sen doğma ben doğayım” der” gibi iki üç sözcükten ibaret kalıp ifadeler, anlatılan kişinin çok güzel olduğunu anlatır. Bu durum bir anlatım zaafı gibi gözükse de aslında bir güçtür. Çünkü kişilerin güzel anlayışları farklı farklıdır. Bu sözler, dinleyen kişinin kendi sevgilisini gözünün önüne getirmesine zemin hazırlar. İster karagözlü olsun, ister çakır; ister uzun boylu olsun, ister yerden bitme herkesin sevdiği kişi, “ay parçasıdır, bir içim su”dur.

               Ayrıca geleneğimiz sevileni ballandıra ballandıra anlatmayı da hoş görmez. “Aşkım, şapşikim, canım, canikom” gibi hitaplar bizde son zamanların ürünüdür. Gelenekte eşler birbirlerinden söz ederken “eşim, karım, kocam” bile demezler,  “ev sahibi, kişi” gibi sözcükleri kullanır ya da adını söylerler. Bu yüzden “A gelin” sözü ölen gencin meramını halk diliyle anlattığını gösteriyor. Bu hitap pek samimi değildir, ama o zamanlar gelenek öyledir.

               “A gelin, gıymatlı gelin!” Bence türkünün asıl can alıcı sözleri her kıtanın sonunda söylenen bu dört sözcüktür. Niçin? Bazen söz uzadıkça sulanır ve kıvamı kaçar. Elbette enim konum anlatmanın yani ballandırmanın da bir tadı ve bu tadın tiryakileri vardır. Ama Halk edebiyatı ürünlerinde çoğu zaman olabildiğince yoğun bir anlatım yöntemi kullanılır. Atasözlerinde, bilmecelerde, fıkralarda ve çoğu zaman bir fıkraya gönderme yapılan deyimlerde bunu açıkça gözlemleriz. Halktan birisi eşine, sevgilisine veya yavuklusuna “gıymatlı” diyorsa onu sahip olduğu varlıkların doruğuna yerleştirmiştir. Burada Tekin Akmansoy rahmetlinin, eşi Nöriye Gantar’a sürekli “Datlım gıymatlım” diye hitap eden Nuri Gantar tiplemesini de hatırlatalım. 

               Vakt u zamanında “Sözcüklerin İzinde” adlı bir yazı dizisi düşünmüş, birkaç sözcüğü de yazmıştık. Sözcükler dilde kullanılış sıklığına göre bir nakış gibi işlenir. Yazarların, ozanların ve anlatmayı seven herkesin bu nakışlarda el emeği göz nuru vardır. Bu sırada anlam ve çağrışım alanı gelişir, zenginleşir. Üzücü olan, dilcilerimizin dilimizdeki temel sözcüklerle ilgili çalışma yapmamış olmalarıdır. Dilde kullanımı çok sık olan sözcüklere “temel sözcükler” denir. “Gelin” sözcüğü de dilimizde çok işlenmiş bir sözcüktür.  Bu sözcüğün işlenmesinde elbette muradını alamadan ölen genç kızlar, taze evliler üzerine yakılan ağıtların payı büyüktür. Halk öykülerinde binbir çeşit çileye katlanıp tam evlendikleri sırada trajik bir olay sonucunda vefat eden Anadolu kadınının acılı yaşamı da etkindir.

               Gelin, ömrünün en güzel zamanında muradına ermek için giydirilip kuşandırılmış, süslenmiş kadın demektir. Kadın kısmı evliliğinin ilk zamanlarında da gençliğinin ve güzelliğinin doruğundadır. “Gelincik” çiçeği,  gerek tomurcuk iken, gerekse açıldığı zaman çok güzel ve nazik bir çiçektir. Benim memleketimde erguvan ağacına da göz alıcı çiçeklerinden dolayı “gelincik” denir. Bunları söylememin nedeni geleneksel kültürümüzde “gelin” kavramının güzeller arasında seçkin bir yerinin olduğunu göstermektir. Nitekim ünlü halk ozanımız Ruhsati bir şiirinde yaylalara (tabii ki dağlara), “Yine bahar geldi bülbül sesinden/ Sada verip seslendin mi yaylalar?/ Çevre yanın lale sümbül bürümüş;/ Gelin olup süslendin mi yaylalar?” der.

               Türkünün belkemiğini oluşturduğunu düşündüğümüz “Gelin ve gıymatlı” sözcükleri üzerinde uzun uzun çözümlemeler yapılabilir. Fakat biz yazıyı daha fazla uzatmak istemiyoruz.  Sonuç olarak Hasan Kalkan Hocamız bu türkü ile de bizi can evimizden vuracak bir ezgi yakalamıştır. Bu türkü ile yüreğimiz sevip de kavuşamayanlara, genç yaşta ölenlere bir kez daha yanmaktadır. 

               Hasan Kalkan Hocamıza sağlık ve huzur diliyor, kendisinden yeni besteler bekliyoruz.

                                                                                        Hüseyin DENİZ

Emekli Edebiyat Öğretmeni

Yazarın Son Yazıları
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 4
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 3
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ)2
» BİRAZ GERİBAKIŞ (NOSTALJİ) 1
» CANDAN CANANA
» BAYRAĞIMIZA GÜZELLEME
» İYİ YAZILAR
» BİR OZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
» BİR ŞEYLER YAPMAK
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 3
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 2
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI
» BOZLAKLARIN İZİNDE
» SERİKLİ ABDAL MEHMET NAZLI
» BİR GÜZEL İNSAN: EMRE DAYIOĞLU
» YAYLALAR... YAYLALARIMIZ...
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 4
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 3
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 2
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 1
 
DİĞER KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Avcı
Dört Mumun Hikayesi
İDRİS ÖZCAN
SON TAHLİLDE ELMALI
ZAKİR GÜRER
ÖTERSE İYİ DÜDÜK !
MUHAMMET TAŞAN
ŞEHİTLERİN HAYKIRIŞI
HÜSEYİN ALBAYRAK
ŞANS KAPIYI NE ZAMAN ÇALAR‏
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com