AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 18 Ocak 2018 Persembe 05:48
MANŞETGÜNCELEKONOMİPOLİTİKAEĞİTİM SAĞLIKKÜLTÜR-SANATSPORBİLİM VE TEKNOLOJİMAGAZİN
ANTALYA AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK BURDUR AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI BURDUR KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA ISPARTA ISPARTA AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ FETHİYE SEYDİKEMER

ANTALYA HAVA DURUMU
ANKARA

T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
Alış : 3.8143
Satış : 3.8212
Alış : 3.4354
Satış : 3.4581
Alış : 2.3704
Satış : 2.4014



HÜSEYİN DENİZ
hdeniz33@hotmail.com
BOŞ İŞLERİN ADAMI
06 Mayıs 2014 Salı - Okunma Sayisi : 2294
Kumluca’da ne kadar boş iş varsa ben onlara bakarım. Sözgelimi Kumluca güreşlerine bakamadım. Neden bakamadım? Çünkü o işe bakan o kadar çok kişi vardı ki. Pazar günü Karatepe’nin yanında yöresinde durmak bile müşküldü. İçeri girmek, o hay huyun içinde güreş izlemek için ise bu işlerden sorumlu olmak lazımdı. Hem güreş ciddi iş canım.

Bense boş işlerin adamıyım.
Öğretmen evinde gidip oyun izlemek vardı. Öyle ciddi işler de bende kepek yapıyor. Sohbet etmek de bizi bozuyor zaten. Vatan kurtarmaya kalksak, henüz kurtardık. İnsan insana sohbetler ise bir yüzyıl geride kaldı. İyice mekanikleşti. Halbuki bize şöyle kaya gibi boş işler lazım.

Çünkü ben boş işlerin adamıyım.
Ben de gidip Gücük’te biraz oturdum. Gumluca’yı ve Akdağları izledim. Akdağlar duman içindeydi. Bir dertleri vardı sanki. Yoksa narın, portakalın ve sebzenin para etmemesine mi üzüldüler diye düşünmeden edemedim. Uzun zamandır Baysı’dan Alakır barajına girmemiştim. Oralar çok hoşuma gider. Alabildiğine yeşil, alabildiğine tenhadır. Şimdi de bahar ya! Kuşlar, böcekler, çiçekler, ağaçlar… Kısacası doğa bir türkü tutturmuştur.
Önce hale uğrayıp bir bayrak gösterdim. Fiyatlar ilk üründe bir şey alamayan çiftçiye kan ağlatacak durumda. Sonra da ver elini Baysı! Sora sora yolu buldum. Zaten uzak gitmeye gerek yok. Çok varsa 1 kilometre sonra tepeye çıkıyorsunuz. Ondan sonra zümrüt bir vadinin içinde Alakır çayı, vadisi, barajı bütün güzelliğiyle karşınızda. Ancak ben yanlış bir yola saptım ve dağın eteğinden, çam ve binbir çeşit Akdeniz bitkisinin içinden manzaranın tadını çıkara çıkara Salur gediğine çıkıvdım. Gezi kısmı ille de planlı programlı olmaz. Bazen kendinizi tesadüflerin kollarına bırakacaksınız. Yol size küçük sürprizler yapacak.
Salur gediğini çok severim. Bir yanda upuzun bir vadi ve uzakta ovanın bittiği yerde deniz. Öbür yanda baraj, Çatalkatran, Sarıkaya, Oluklu ve göz alabildiğince Akdağlar. Yukarılara doğru bütün Alakır vadisi. Hava bulutlu. Yağmur yağdı yağacak.
Burası benim doğup büyüdüğüm yer değil. Ama benim memleketimi çok andırıyor. Zaten sanıyorum bu Toroslar ta Muğla Milas’tan Antep’e kadar hep aynı : Derin vadiler, uçurumlar, birden dikilen, tırmanması zor kayalar, daracık geçitler… Ve Yaşar Kemal’in Çukurova’da, Kemal Bilbaşar’ın Tunceli (Munzur)de anlattığı doyumsuz manzaralar, bitki örtüsü.
Ama ille de insanlar. Siz ne dersiniz bilemem. Öfkeli diyebilirsiniz, kaba saba, yeterince uygar değil de diyebilirsiniz. Kentli tayfasının yaşam tarzına uyum sağlayamamış da olabilir. Ama ben Kumluca insanını çok beğenirim. Nereye gidersem gideyim 25 yıldır sofrasını ve kalbini bana açık bulmuşumdur. Bunca doğal güzelliğe de böyle güzel insanlar yakışır diye düşünürüm. Özellikle yeni neslin, bu doğal güzelliklerin ve kültürel zenginliklerin yeterince tadına varmadığını düşünür, üzülürüm.

Dedim ya ben boş işlerin adamıyım.
Baktım vakit erken, baraja indim. Bu sene yağmur az yağdı diyorduk ama baraj dopdolu. Oradaki santrallara baktım. Santralın biri çalışıyor. Oradan Dereboğazı’na doğru yollandım. Durali Kocabaşoğlu ile görüştüm. Çevre hakkında bilgi aldım. Çevresindeki güzelliklerle ilgilenen kişiler gördüm mü çok seviniyorum. Bunlar bu ülkede oldukça, bu devlet yıkılmaz. Yurdum insanı istediği kadar gavur mallarına itibar etsin. Turizmden kazanacağım diye doğanın canına okusun. Bu ülkenin has sahipleri olan ve onu ailesinden biri gibi seven bu insanlar, bir gün gelecek ve “Yetti gari!”  deyiverecekler diye düşünür, kendimi teselli ederim. Ben de onlardan biriyim. Çok şey benim ayranımı kabartamaz. Ama ayranım kabarınca da çizmelerimi giyer, sapanımı kuşanır yollara dökülürüm.

Ben boş işlerin adamıyım canım. Azıcık da hayalperestim.
Hasyurt beldesi halen çöpünü Alakır’ın içine döküyor. Hiç bu konuda ir şikayet duydunuz mu? Duymamışsınızdır. Çünkü bu boş iştir. Akçeli iş değildir. Aha benden duyun.

Çünkü ben boş işlerin adamıyım.
Dereboğazı’nı bir uçtan bir uca geçtim. Salur’a kıvrıldım. Aslında senelerce Kumluca’nın su ihtiyacını karşılayan Göksu’yun kaynağına bakacaktım ama geçivermişiz. Salur dağının dibindeki bakkala indim. Orada Kumluca’nın eski ağalarından Nazif Ağa’nın konağını da görmek istiyordum. Konağı varisler başka birine satmışlar. Zaten konağın ikinci katı da neredeyse elden çıkmış. Çünkü akıyormuş. Birinci katına yeni malikler taşınmış. Beykonaktaki Küstürlerin konağına, Şirlengiçteki Ramazan Ağa’nın evine baktım. Bu konakların varvar zamanını bilen insanlar halen aramızda yaşıyor aslında. Çocuklukları bu meskenlerde geçmiş, oradaki şenlikleri de yasları da yaşamış insanlar aramızda. Ama bu konaklar gibi onlar da gizli bir mahcubiyetle dolaşıyorlar. Bu zaman dilimlerine kimsenin itibar etmeyeceğini düşünüyorlar. Aslında Kumluca’nın hamurunun mayasında muhakkak bunlardan, bu güzel insanlardan bir şeyler vardır.
Ama asıl aradığımı motoruma binip Kumluca yoluna düşünce buldum: Salur deresini geçer geçmez yolun sağında iki ev, evlerin çevresi çiçeklerle rengarenk kuşatılmış. Göz ucuyla baktım. Aslında durup soracak ve bu güzellikleri üreten insana teşekkür edecektim. Ama yağmur çiseliyordu.
Deniz obalarında da örneğini gördüğüm bu cennet köşeleri yaratan insanları kutlamak lazım. Yolunuz düşerse benim adıma da kutlayın. Kutlayın ve deyin ki siz bu kentteki üç beş çok güzel insandan birisiniz. Yaşadığınız yeri güzelleştirmek için verdiğiniz emekle cenneti daha dünyada iken kazanmışsınız. Ne mutlu size!

SOMSÖZ: BOŞ İŞLERİ HEP BENİM ÜSTÜME YIKMAYIN KARDEŞİM!
Yazarın Son Yazıları
» BAYRAĞIMIZA GÜZELLEME
» İYİ YAZILAR
» BİR OZANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
» BİR ŞEYLER YAPMAK
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 3
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI 2
» BİR BOZLAK: EVEREK DAĞI
» BOZLAKLARIN İZİNDE
» SERİKLİ ABDAL MEHMET NAZLI
» BİR GÜZEL İNSAN: EMRE DAYIOĞLU
» YAYLALAR... YAYLALARIMIZ...
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 4
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 3
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 2
» "SARI YAYLAM" TÜRKÜSÜNÜN PEŞİNDE 1
» TÜRKÜLERİN İZİNDE 2
» TÜRKÜLERİN İZİNDE 1
» MEHMET AKİF'İ ANLAMAK
» TÜRKÜLERİN AYNASINDA
» KALKAN İLE KAPITAŞ'IN ARASI 5
 
DİĞER KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Avcı
Dört Mumun Hikayesi
İDRİS ÖZCAN
SON TAHLİLDE ELMALI
ZAKİR GÜRER
ÖTERSE İYİ DÜDÜK !
MUHAMMET TAŞAN
ŞEHİTLERİN HAYKIRIŞI
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com