AnasayfaFirma Rehberi Hal RehberiSeri ilan Foto Galeri Web TV RssYazarlarE-GazeteWebmailİletişim 21 Kasim 2018 Çarsamba 20:04
MANŞETGÜNCELEKONOMİPOLİTİKAEĞİTİM SAĞLIKKÜLTÜR-SANATSPORBİLİM VE TEKNOLOJİMAGAZİN
ANTALYA AKSEKİ AKSU ALANYA DEMRE DÖŞEMEALTI ELMALI FİNİKE GAZİPAŞA GÜNDOĞMUŞ İBRADI KAŞ KEMER KEPEZ KONYAALTI KORKUTELİ KUMLUCA MANAVGAT MURATPAŞA SERİK BURDUR AĞLASUN ALTINYAYLA BUCAK ÇAVDIR ÇELTİKÇİ GÖLHİSAR KARAMANLI BURDUR KEMER TEFENNİ YEŞİLOVA ISPARTA ISPARTA AKSU ATABEY EĞİRDİR GELENDOST GÖNEN KEÇİBORLU SENİRKENT SÜTÇÜLER ŞARKİKARAAĞAÇ ULUBORLU YALVAÇ YENİŞARBADEMLİ FETHİYE SEYDİKEMER

ANTALYA HAVA DURUMU
ANKARA

T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
Alış : 5.3497
Satış : 5.3593
Alış : 4.7252
Satış : 4.7565
Alış : 3.0982
Satış : 3.1387



UZM. MEHMET DERİ
mehmet.deri@gmail.com
OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE ÜLKEMİZDEKİ MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
31 Ocak 2012 Salı - Okunma Sayisi : 2857

Misyonerlik, geçmişten günümüze kadar Müslüman toplumumuzu uğraştıran hususlardan biri olmuştur. Dinî ve insanî değerlerimizin erozyona uğratılmak istenmesi ve büyük ölçüde bunda da başarılı olmasında misyonerlerin sistematik ve örgütlü çalışmalarının rolü çok büyüktür.

Misyonerlik ilk başlarda sadece dinî hedeflere sahipti. Dinî hedeflere sonradan her türlü siyasî, sosyal ve iktisadî-ticarî hedefler de eklendi. Giderek daha hızlı bir artış gösteren kolonileşme ve sömürgeciliğe paralel olarak, Batı dünyasının misyonerlik faaliyetleri de hız kazandı. 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreği misyonerliğin altın çağı oldu. Zira bu çağ, aynı zamanda kapitalizmin emperyalizme dönüştüğü çağdır. Bu dönüşümde önemli bir araç olan misyonerlik, artık asıl amacının ötesinde, iktisadî-ticarî çıkarların, siyasal, kültürel yayılmanın bir aracı ve emperyalizmin ikiz kardeşi haline geldi.

İslam ülkelerine uygulanan misyonerliğin dinî, siyasî ve sosyal hedefi; Müslümanları dinî ve sosyo-kültürel alanlarda dejenere etmek, özlerinden/asıllarından uzaklaşmalarını sağlamak; İslâm hâkimiyetinin kırılmasına zemin hazırlayarak, Hıristiyanların Müslümanlara üstün gelmesini sağlamaktır.

Misyonerlikle ilgili basılı eserlerde Türkiye, “İncil Ülkesi” anlamına gelen “Bible Land” olarak adlandırılır. Zira İncil'de geçen pek çok önemli merkez Anadolu'dadır. (1) Misyonerlerin kendi ifadeleriyle: “Bu mukaddes ve vaat edilmiş topraklar, silahsız bir Haçlı Seferi ile geri alınacaktır.” Yüzyıllardır süren Haçlı Seferleri sonucunda Anadolu'nun ebediyen Müslüman toprağı olarak kalacağı Avrupalılara defalarca ispatlanmıştır. İşte bu nedenle Batı, silahlı Haçlı Seferleriyle yapamadığını, silahsız bir şekilde, yani misyonerlik faaliyetleri ile yapmaya başlayacaktır. Tarihçi Richard Langhorne’nin yerinde bir tespiti ile: “Batı, Doğu’nun zenginliklerini ele geçirmek için en etkili silah olarak misyonerliği seçecektir.” (2)

Anadolu’da yüzyıllarca, başta Hıristiyanlar olmak üzere, birçok gayrimüslim barış ve huzur içinde birarada yaşamış, gayrimüslim tebaaya hem dinî hem de örfî hukuk çerçevesinde birçok haklar ve hürriyetler verilmiş, 19. yüzyıla kadar Osmanlı ülkesinde ciddi bir misyonerlik faaliyetleri görülmemişti. Zira 19. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti, henüz siyasî gücünü kaybetmemişti. (3)

Fransa, Osmanlı ülkesinde misyoner faaliyetlerine ilk önce başlayan ülkedir. Katolik olan bu Fransız misyonerler, hem Hıristiyanlığı yaymak hem de İstanbul’daki gayrimüslimlerin eğitimi ile yakından ilgilenmek üzere 16. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı ülkesine geldiler. Özellikle Katolik Cizvitler ile hızlı bir yayılma ve genişleme gösteren Fransız misyonerliği, daha sonra Katolikliğin diğer kolları olan Fransiskan, Dominiken, Kapuçin ve Firerler rahip ve rahibelerinin de Osmanlı ülkesine gelmesiyle daha bir hızlı büyüme ve yayılma sürecine girdiler. Ve çoğu kendi ismiyle açılan Saint Joseph,  Saint Georges, Saint Michel, Saint Pierre, Saint Louis, Nontre Dame Sion gibi okullar açtılar. (4) Bu Katolik misyonerlerin amacı Hıristiyanlığı yaymak, Fransız kültür ve zihniyetinin bir parçasını oluşturup temsil edilmesini sağlamak ve İstanbul’daki azınlıkların eğitimi ile ilgilenmekti. (5) Cizvit ve Fransiskan misyonerleri, en çok İstanbul, İzmir, Halep, Suriye, Filistin Mısır, Irak, Kıbrıs ve Yunanistan’da faaliyet gösteriyorlardı. (6)

Katolik misyonerler  Rumlara, Ermenilere, Süryanilere,  Yezidilere ve Nasturilere yönelik misyonerlik faaliyetleri yürütmüşler, çok sayıda kilise, okul, hastane, matbaa, pansiyon, yetimhane, yabancı dil öğretim kursları, yurt, dispanser açmışlardır.(7) Fakir ve kimsesiz çocuklardan, yaşlılara kadar, bilhassa yardıma muhtaç insanları kendilerine ilgi alanı seçerek, faaliyetlerini bu kimseler üzerinde yoğunlaştırmışlardır. (8)

Osmanlı Devleti’nde misyonerlik faaliyetlerinde bulunan bir diğer Hıristiyanlık mezhebi ise Protestanlardır. Özellikle Amerikalı misyonerler, Protestan misyonerlerinin başını çekmekteydiler.  Protestan misyonerleri 1819’dan itibaren Osmanlı topraklarına gelmeye başladılar. Bu Protestan misyonerlerinin amacı; Osmanlı ülkesinde Protestan zihniyeti/düşüncesi oluşturmak, emperyalist emelleri ve çıkarları doğrultusunda kullanabilecekleri, Amerikan ideallerinin, düşünce ve kültürünün gerçekleşmesini ve yayılmasını sağlayacak kimseler yetiştirmektir ki, bunda da büyük ölçüde başarılı olmuşlardır.  (9)

1810 yılında, ABD’de kurulan “American Board of Commissioners for Foreign Missions –ABCFM” “Amerikan Yurtdışı Misyonerler Komiserliği Masası” misyonerlik teşkilatı, Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren Protestan misyonerlik kuruluşlarının en büyüğüdür. ABCFM misyonerlik teşkilatı misyonerleri, 1819 yılından itibaren Osmanlı topraklarına gelmeye başlamışlardır. (10)

ABCFM misyonerlik teşkilatı, faaliyetlerini daha çok Ermeniler,* Bulgarlar,*Rumlar*** ve eski Doğu Kiliseleri’ne mensup Asurîler ve Nasturiler gibi Hıristiyanlar üzerinde yoğunlaştırdılar. (11)

Amerikan Protestan misyonerleri, 1846 yılında İstanbul'da Protestan kilisesini açmışlardır. Bunu müteakiben 1850 yılında ABD’nin ve İngiltere'nin artan baskıları karşısında Osmanlı Devleti,  bünyesindeki Protestanları ayrı bir millet olarak tanımıştır. Bu tanıma olayı, Protestan misyonerlerinin etkinliklerini daha da artırmıştır. (12)

Amerikan misyonerleri İncil’i, başta Türk, Arap, Yunan, Bulgar, Ermeni, Yahudi dilleri olmak üzere 23 dile çevirmişler ve Osmanlı ülkesinin her tarafına dağıtmışlardır. (13) Amerikalı misyonerlerin misyonerlikle ilgili basmış olduğu dokümanların sayfa sayısı 600 milyonu bulmaktadır. (14)

ABCFM misyonerlik teşkilatının hazırladığı Bartlett Raporu, Osmanlı topraklarındaki faaliyet ve hedeflerini şu cümleyle özetler: “Misyonerlik faaliyetleri açısından Türkiye, Asya’nın anahtarıdır.” (15) ABCFM, bu çerçevede Osmanlı ülkesini misyonerlik faaliyetleri açısından 3 idarî bölgeye ayırır:

1. Doğu Bölgesi: Harput (Elazığ), Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Mardin. Bu istasyonlar Harput’a bağlıydı.

2. Batı Bölgesi: İstanbul, İzmir, Talas,(Kayseri) Trabzon, Ordu, Bursa, Merzifon, Manisa, Sivas, Adapazarı. Bu istasyonlar İstanbul'a bağlıydı.

3.  Antep, Urfa, Maraş, Halep, Adana, Tarsus. Bu istasyonlar Antep’e bağlıydı. (16)

 19. yüzyılda Anadolu'daki Amerikan misyonerlik okulu sayısı 417, bu okullarda okuyan toplam öğrenci sayısı 17 bin 556’dır. Şöyle ki: ilkokul sayısı 378, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 14 bin 414; ortaokul sayısı 33, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 2 bin 600; açılan ilahiyat okulu sayısı 3, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 520’dir.  Bu okullarda çok sayıda Rum, Ermeni ve Bulgar çocukları öğrenim görmüştür. Rum isyanlarını, Ermeni isyanlarını, Bulgar isyanlarını yöneten ihtilalci liderler hep bu okullardan yetişmiştir. (17)

Bu okulların gelirleri başlıca 3 kaynaktan sağlanıyordu:  Birinci kaynak, Amerikan ve İngiltere hükümetlerinin mâlî yardımlarıydı. İkinci kaynak yerli ve yabancı gönüllülerin yardımlarıydı.  Yabancı gönüllülerin yardımları, ABD ve İngiltere’deki kişi ve kuruluşlardan, yerli gönüllülerin yardımları ise, genellikle yörenin Protestan cemaatine mensup varlıklı kişilerden sağlanıyordu. Üçüncü kaynak ise; yatılı ücreti, ders ücreti, kitap kirası vb. adlar altında öğrencilerden alınan paralardı. Bir anlamda okullar giderek, birer ticari işletme haline geldiler. (18) Ayrıca Amerikalılar, bu okullara çok sayıda misyoner, ajan, öğretmen ve din adamı gönderdiği gibi eğitim-öğretim programlarını da kendi emperyalist amaçları doğrultusunda düzenlemişlerdir. Yine Amerikan misyonerleri, Osmanlı ülkesine çok sayıda hastaneler, klinikler, dispanserler, yurtlar, yetimhaneler açmışlardır.  Böylece sosyal ve sağlık alanlarını, kendi misyonerlik ve emperyalist amaçları doğrultusunda kullanmışlardır.(19)

1880 yılı sonrasında Amerikalı ABCFM’li misyonerlerin, özellikle de Ermenilere yönelik çalışmaları hız kazanmıştır.  Gregoryen mezhebinden olan Ermenilerin, Protestan mezhebine çekilmek istenmesi, Ermeni insanî bilincinin uyandırılması bu misyonerlerin temel görevlerinden biriydi. (20) Ermenilerin, tebaası oldukları Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlık isteği ile sık sık ayaklanmasında ABCFM’li misyonerlerin rolü çok büyüktür.  Ayrıca bu Amerikalı misyonerler, okullarda çok maharetli komitacı, ihtilalci ve propagandacılar yetiştirmişlerdir ki, Ermen isyanlarını bu ihtilalci, komitacı ve propagandacılar elbirliğiyle yönetmişlerdir. (21)

Amerikalı misyonerlerin Osmanlı ülkesinde ilgi duydukları diğer bir millet ise Bulgarlardı.  Amerikalı misyonerlerin Bulgaristan’da ulaşmak istedikleri üç hedef vardı:  Birincisi Bulgarları Ortodoks hiyerarşisinin pençesinden kurtarmak; ikincisi Protestanlığı yaymak; üçüncüsü Bulgaristan’ı Osmanlı hâkimiyetinden kurtarıp bağımsız olmasını sağlamak. (22) Bu üç amacın gerçekleşebilmesi için Amerikalı misyonerler, Bulgar milliyetçiliğinin alt yapısını oluşturdular.  Bu milliyetçiliğin yükselmesi için Bulgarca kitap, dergi, broşür bastırdılar.  Bulgarcanın başta İngilizce olmak üzere, diğer yabancı dillerdeki sözlüğünü bu Amerikalı misyonerler hazırladılar ve bastılar. (23)

Bulgaristan’ın bağımsızlığını kazanmasında Amerikalı misyonerlerin kurduğu Robert Koleji’nin rolü çok büyüktür.  Nitekim bu konuda İngiliz ajanı Fitzmaurice: “Bulgaristan, bağımsızlığını elde etmesini Robert Koleji’ne borçludur.” diyerek bu gerçeğe işaret eder. Çünkü Robert Koleji, isyancı Bulgar elebaşlarının yetiştiği bir okuldur. Bulgarların Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmasını ve bu ayaklanmaların bastırılması sırasında vuku bulan olayları tamamen çarpıtarak Müslümanları suçlu bulan, dünya kamuoyunda olumsuz bir imajın oluşturulmasında Robert Koleji hocalarının çok büyük rolü olmuştur.(24)

Amerikalı misyonerlerin açtıkları misyoner okullarının en ünlüleri şunlardır:

Harput Amerikan Koleji 1859,

Robert Koleji 1863,

Merzifon Amerikan Koleji 1863,

Antep Merkezi Türkiye Koleji 1876,

Maraş Merkezi Türkiye Koleji 1882,

Tarsus Amerikan koleji 1888,

Talas Amerikan koleji 1889,

İstanbul Amerikan Kız Koleji 1890,

Uluslararası İzmir Koleji 1898.

Bu okullar hakkında bilgi vermek, makalemizin hacmini artıracağı için ayrıntılı bilgi veremiyoruz.

1913 yılına gelindiğinde Amerikalıların, Osmanlı topraklarında açtığı kilise sayısı 163, okul sayısı 450’ye ulaşmıştır. Bu okullara devam eden öğrenci sayısı 25 bin 922 idi. Aynı yıllarda Osmanlı ülkesindeki idâdî (ortaokul) ve sultanî (lise) sayısı ise 69, buralarda okuyan öğrenci sayısı 6 bin 800 civarındaydı. (25) Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere, Osmanlı Devleti’nin misyonerlik faaliyetleri karşısındaki durumu son derece vahimdi. Misyonerlerin, Osmanlı ülkesindeki gayrimüslim azınlıklar üzerindeki yoğun ve etkili propagandaları sonucunda, gayrimüslim azınlıklar, bağımsızlık isteğiyle, sık sık ayaklanıyorlar, devleti güç durumda bırakıyorlardı. (26)

Millî Mücadele’nin zaferle neticelenmesiyle Türkiye’de misyonerlik faaliyetlerinin duraklamaya başladığını görüyoruz. Zira misyoner okulu olarak çalışan azınlık okulları kapatılmıştır. (27) Nitekim 1928 yılında Bursa Amerikan Kız Koleji’nde, Müslüman kızların Hıristiyanlaştırılmak istenmesi sonucu bu okul kapatılmıştır. (28)

Ülkemizde 1960’lı yıllardan sonraki yıllarda, misyonerlik faaliyetleri yeniden canlanmış, bilhassa 1980’li yıllarda çok sayıda Protestan misyoner, ülkemize gelerek Hıristiyanlığı yaymaya çalışmışlardır. (29)

Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte, ülkemizdeki misyonerlik faaliyetleri de hız kazanmış; öyle ki 24 Nisan 2001’de yapılan Millî Güvenlik Kurulu’nda birlik ve bütünlüğümüzü tehdit eden misyonerlik faaliyetleri kurulda ele alınmıştır. Millî İstihbarat Teşkilatı’nın, Millî Güvenlik Kurulu’na sunduğu raporda, ülkemizdeki misyonerlik faaliyetlerinin Ermeni Toprakları Merkezi, Türkiye Protestan Kiliseler Birliği, Ortodoks Kiliseler Birliği, Avrupa Kiliseler Birliği eliyle yürütüldüğü bildirilmiştir. (30)

Yine 22 Aralık 2002, 7-9 Aralık 2010 yılındaki Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında misyonerlik tehlikesine dikkat çekilmekte; misyonerliğin sadece Hıristiyanlaştırma çabalarıyla alakalı olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin jeopolitik - jeostratejik konumunun misyonerlik faaliyetlerinde etkin bir rol oynadığına dikkat çekilmektedir. Raporda bu konu, "Özellikle Irak Savaşı'nın ardından dünya, Ortadoğu ve Asya'nın anahtarının Türkiye olduğunu bir kez daha görmüştür” ifadesiyle açıklanırken, misyonerlerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da şube sayısını artırarak, Türkiye'nin Doğusu'nda kiliseler açmak istediklerine vurgu yapıldı. (31)

Raporda, misyonerlerin 2020’de Türkiye nüfusunun yüzde 10’unu Hıristiyanlaştırmak istediklerine dikkat çekilerek, misyonerlerin hedef kitlesinin öğrenciler, kimsesiz ve yoksul ailelerin çocukları ile işsiz ve reşit olmayan gençler olduğu belirtilen raporda, dinî bilgilerden yoksun, sosyal ve ekonomik yaşantıları nedeniyle kendilerini boşlukta hissetmekte olan gençlerin de misyonerlerin yakın markajında olduğu kaydedildi. Raporda, Müslüman gençliğin Hıristiyanlaştırılarak Türkiye'nin geleceği üzerinde oynanmak istenen sinsi oyunlar karşısında, halkımızın uyanık olması gerektiği bildiriliyor. (32)

Ankara Sanayi ve Ticaret Odası’nın yayınladığı misyonerlik raporuna göre Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV), Üsküdar Amerikan Koleji, İzmir Amerikan Koleji, Tarsus Amerikan Koleji, Yehova Şahitleri, Bahaîler, Süryaniler, Ortodokslar, Katolikler, Protestanlar misyonerlik faaliyetleri içerisinde bulunmaktadırlar. (33)

İncil’in ülkemizde yaşayan 14 azınlık grubunun dillerine çevirisi yapılmıştır. Misyonerler Yeni Yaşam Yayınları, Haberci, Müjde Yayıncılık, Kitab-ı Mukaddes Şirketi Yayıncılık, Lütuf,  Sevgi Yayıncılık, Logos, Kucak Yayınevi gibi bazı yayınevlerinin sahibidirler. Ayrıca Gerçeğe Doğru Dergisi, Kucak Dergisi, Kapsam Gazetesi gibi yayınlarla da basın-yayın alanında faaliyet göstermektedirler. Yine misyonerler Mukaddes Kitap Kursları Derneği, Kutsal Kitap Araştırma Derneği, Kardelen Derneği gibi kuruluşlarla, faaliyetlerini sistemli ve örgütlü olarak devam ettirmektedirler. (34) Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere misyonerler sahip oldukları imkânlarla ülkemiz insanının dinî ve insanî değerlerini tehdit eder hale gelmişlerdir.

Sonuç olarak şunları söylemek gerekirse: Batı ve Amerikan emperyalizminin temel vasıtalarından biri olan misyonerlik faaliyetleri, dinî ve insanî değerlerimizi, ülkemiz bütünlüğünü tehdit etmektedir. Başta misyonerlik faaliyetleri olmak üzere, emperyalizmle mücadele için İslam kardeşliği etrafında ve ümmet şuuruyla hareket ederek doğru stratejiler belirleyerek bu zararlı akımla mücadele etmeliyiz. “De ki hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkûmdur” (İsrâ, 17/81). O halde batılın yok olması için Hak ve hakikat ölçüsü içerisinde hareket edelim, olumlu ve kalıcı bir neticeye ulaşalım inşallah.

Dipnotlar

1- Ömer Turan, Avrasya’da Misyonerlik, Ankara 2002, s. 6; Adnan Şişman, “Misyonerlik ve Osmanlı Devleti’nin Son Döneminde Kurulan Yabancı Sosyal ve Kültürel Müesseseler” Türkler, C: 4 Ankara 2002, s.173.

2- Steven Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi, (Çev. Fikret Işıltan) C: 3, Ankara 1986, s. 299 vd, Işın Demirkent, “Haçlılar”, DİA., C: 14, İstanbul 1996, s .544 vd; Nuri Ünlü, Osmanlılardan Günümüze İslam Tarihi , C: 1 İstanbul 1992, s. 551.

3-  Mehmet Deri, Türkiye’de Azınlıklar ve Azınlık Okulları, IQ Kültür Sanat Yay., İstanbul 2009, s. 24; Şinasi Gündüz-Mahmut Aydın, Misyonerlik, İstanbul 2002, s. 37.

4- Deri, age., s. 121 vd; Ayten Sezer, “Osmanlı Devleti’nde Misyonerlik Faaliyetleri”, Osmanlı, C: 2, Ankara 1999, s.186.

5- Sezer, agm, s.186, Gündüz-Aydın, age, s. 38.

6- Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, 8. bsm., İstanbul 2001, s.89, İ. Polat Haydaroğlu, Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancı Okullar, Ankara 1990, s.216; Sezer, agm, s.187.

7- Hidayet Vahapoğlu, Osmanlı’dan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okulları, İstanbul 1992, s. 29; Remzi Kılıç, “Osmanlı Türkiyesi’nde Azınlık Okulları” , Türk Kültürü, Sayı: 431, Ankara 1999, s.151, vd; Haydaroğlu, age., s. 217; Akyüz, age., s.89,

8- Sezer, agm, s.188; Kılıç, agm, s.152.

9- Deri, age., s. 147; Turan, age., s. 8.

10- Ünlü, age., C: 3, s.161; Turan, age., s. 8.

11- Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, İstanbul 1989, s. 38; Turan age., s.9.

* Sadıka-ı Millet (Sadık Millet) olan Ermenilerin kışkırtılıp Osmanlı devletine karşı ayaklanmasında ABCFM’li misyonerlerin rolü çok büyüktür. Günümüzde de ABD’nin sözde Ermeni soykırımı hususunda, Ermenilere destek çıkmasının nedeni daha iyi anlaşılmaktadır.

** Osmanlı Devleti’ne bağlı Bulgarların ayaklanıp, bağımsız bir Bulgaristan Devleti kurmasında ABCFM’li misyonerlerin rolü çok büyük olmuştur.

*** Rumların Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanıp bağımsız büyük bir “Pontus Rum Devleti” kurmak istemelerinde ABCFM’li misyonerlerin çok büyük bir rolü olmuştur. Özellikle bu hususta Merzifon Amerikan Koleji’nin rolü çok önemlidir. Koleje yapılan baskında, Pontus cemiyetine ait çok sayıda belge ve dokümanlar, silahlar, Yunan bayrağı, Pontus çetelerinin fotoğrafları bulunmuştur.

12- Turan, age., s. 11.

13- Kocabaşoğlu, age., s.146.

14- Kocabaşoğlu, age., s. 221; Turan; age., s. 11.

15- H. Tahsin Fendoğlu, “Amerika Birleşik Devletleri’nin Misyonerleri ve Osmanlı Devleti”, Türkler, C: 14, Ankara 2002, s. 189.

16- Kocabaşoğlu, age., s. 29.

17- Fendoğlu, agm., s. 193.

18- Vahapoğlu, age., s. 73.

19- Kocabaşoğlu, age., s. 181.

20- Fendoğlu, agm., s.190.

21- Fendoğlu, agm., s.194;Turan, age., s.12.

22- Fendoğlu, agm., s.194.

23- Turan, age., s.12; Fendoğlu, agm., s.194.

24- Turan, age., s.12; Fendoğlu, agm., s.195.

25- Turan, age., s.12.

26- Fendoğlu, agm., s.191; Sezer, agm., s.189.

27- Turan, age., s.12,Gündüz-Aydın; age., s.39

28-Komisyon, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, I/2, Ankara 1997, s. 54.

29-Turan, age., s.13.

30-http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2004/12/21/yazidizi/yazidizi1.html(13.05.2007)

31-http://www.politikcity.de/forum/archive/index.php/t-18187.html  (11.12.2011)

32-http://www.politikcity.de/forum/archive/index.php/t-18187.htmll (11.12.2011)

33- Turan, age., s. 14.

34- Turan, age., s. 15. 

Yazarın Son Yazıları
» İNTİHAR EN BÜYÜK CİNAYETTİR
» ŞEFAAT
» SOSYAL BİR İBADET ÖRNEĞİ OLARAK KURBAN
» İSLÂM VE YETİMLER
» KOMŞULUK
» On Beş Asırlık Mucize Kaylûle (Öğle Uykusu)
» ÖTEKİ DİLDE VAR OLMAK: ARAPÇA ÇEVİRİDE EŞDEĞERLİK
» İSLAM TERMİNOLOJİSİNDE DUA KAVRAMI
» OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE ÜLKEMİZDEKİ MİSYONERLİK FAALİYETLERİ
» İSLAMİ LİTERATÜRDE EVLİLİK VE AİLE KAVRAMLARI
» DÜNYAYI YÖNETEN TEHLİKELİ GİZLİ/KÜRESEL ÖRGÜTLER VE ETKİLERİ
» DÜNYAYI YÖNETEN TEHLİKELİ GİZLİ/KÜRESEL ÖRGÜTLER VE BUNUN YANSIMALARI
» FEDAKÂRLIĞIN VE SAMİMİYETİN SEMBOLÜ OLARAK KURBAN İBADETİ
» YENİÇERİ OCAĞI
» KUR’AN VE HADİSLERDE SADAKA KAVRAMI
» ŞERİF HÜSEYİN İSYANI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
» KANAAT EN BÜYÜK HAZİNEDİR
» İNSANLARI BİRBİRİNE YAKINLAŞTIRAN SEVGİ YUMAĞI: HEDİYELEŞMEK
» Malazgirt Zaferinin Müslüman Türk Tarihi Açısından Önemi
» MİLLÎ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZN SEMBOLÜ: ÇANAKKALE ZAFERİ
 
DİĞER KÖŞE YAZARLARI
Ahmet Avcı
Dört Mumun Hikayesi
İDRİS ÖZCAN
SON TAHLİLDE ELMALI
ZAKİR GÜRER
ÖTERSE İYİ DÜDÜK !
HÜSEYİN DENİZ
GÖRMEZSEK OLMAZ 2
MUHAMMET TAŞAN
ŞEHİTLERİN HAYKIRIŞI
HÜSEYİN ALBAYRAK
HAYATİMİZDAKİ MUCİZELER
2010 - 2013 © batiakdeniz.com Tüm Hakları Saklıdır. Hiç bir bilgi ve resim kaynak gösterilmeden kopyalanamaz. yazılım : webustasi.com